İlkbaharın çiçek tozu, sonbaharın küfü, kapalı ofislerin tozlu havası… Bazılarımızın gözleri kaşınır, burnu sürekli akar, hapşırık sırası başlar. Bu durumun arkasında çoğu zaman küçük ama gürültücü bir molekül vardır: histamin. Peki histamin salınımına yön veren mast hücrelerini doğal yollarla destekleyebilir miyiz? Bilimsel literatürün son yıllarda Quercetin üzerine yoğunlaşmasının nedeni de tam olarak bu sorudur.
Histamin, vücudumuzun bağışıklık tepkisinde kritik rol oynayan bir sinyal molekülüdür. Bağ dokusunda, deride ve solunum yolu mukozasında yoğun olarak bulunan mast hücreleri, çevresel uyaranlara yanıt olarak histamin salgılar. Bu salınım, damarların geçirgenliğini artırır, sinir uçlarını uyarır ve klasik mevsimsel hassasiyet belirtilerine yol açar: kaşıntı, hapşırık, burun akıntısı, gözlerde sulanma.
Histamin tek başına kötü bir molekül değildir; bağışıklık sisteminin doğal aracıdır. Sorun, salınımın gereksiz biçimde uzaması ya da çevresel hassasiyetlerde aşırı tetiklenmesi durumunda ortaya çıkar. Bu noktada bilimin sorduğu soru şudur: Mast hücrelerinin işleyişini, sistemi baskılamadan, daha dengeli bir şekilde modüle edebilir miyiz?
Quercetin; soğan, kırmızı elma kabuğu, kapari, frenk üzümü, brokoli ve yeşil çay gibi besinlerde doğal olarak bulunan bir flavonoid'dir. Yüzyıllardır geleneksel beslenme kültürünün parçası olan bu molekül, son yirmi yılda bilimsel araştırmaların ilgi odağı haline gelmiştir.
Quercetin, hücre içindeki kalsiyum sinyali ve membran stabilitesi üzerinde etkili olduğu için mast hücrelerinin histamin salınımını dengeleyebilen bir bileşen olarak araştırılır 1,4. Eş zamanlı olarak güçlü bir antioksidan etki gösterir; serbest radikallerin neden olduğu hücresel oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olur 6.
Klinik literatürde Quercetin, alerjik rinit, kronik prostatit ve atletik performans gibi farklı bağlamlarda incelenmiştir. Mevsimsel hassasiyetlere yönelik araştırmalarda günlük 500-1000 mg dozlar değerlendirilmiş; molekülün tolere edilebilirliği genel olarak yüksek bulunmuştur 2,5. Yine de Quercetin'in en büyük kısıtlarından biri düşük biyoyararlanımıdır: Klasik formlarda alındığında sindirim sisteminden kana geçişi sınırlıdır.
Bu nedenle son yıllarda araştırmalar Quercetin'in lipofilik (yağda çözünür) ve fitozom benzeri taşıyıcı sistemlerle sunulduğu formlara yönelmiştir. Bu formların plazma seviyelerini, klasik formlara kıyasla daha yüksek tutabildiği gösterilmiştir 3.
Sağlıklı bir beslenme planı her zaman temel önceliktir. Ancak günlük diyetle alınan Quercetin miktarı, klinik araştırmalarda incelenen düzeylerle kıyaslandığında genellikle çok düşük kalır. Örnek vermek gerekirse:
Yani araştırmalarda kullanılan 500-1000 mg dozlara yalnızca diyetle ulaşmak hem zor hem de pratik değildir. Bu, takviye edici gıda formunun bilimsel literatürün ilgisini çekmesinin temel nedenidir.
Inflegard formülasyonunda biyoyararlanımı artırılmış Quercetin formu tercih edilir. Buna ek olarak, Quercetin'i yalnız bırakmak yerine onunla aynı bilimsel literatürde sıkça birlikte değerlendirilen mikrobesinleri de içeren bir kompozisyon sunulur:
| Etken Madde | Bir Kapsülde |
|---|---|
| Quercetin | 100 mg |
| Beta Glukan (1,3/1,6) | 200 mg |
| C Vitamini | 100 mg |
| Çinko (Pikolinat) | 10 mg |
| D3 Vitamini (1000 IU) | 25 µg |
C Vitamini, Quercetin'in hücresel geri-dönüşüm döngüsünde rol oynar ve antioksidan kapasiteyi birlikte destekleyebilir. Bu nedenle iki bileşen bilimsel literatürde sıklıkla birlikte değerlendirilir.
Inflegard — Quercetin, Beta Glukan, C Vitamini, D Vitamini ve Çinko · 30 Kapsül
Ürünü İncele →Hayır. Quercetin bir takviye edici gıda bileşenidir; ilaç değildir ve mevcut tedavinin yerine geçmez. Antihistaminik veya başka bir ilaç kullanıyorsanız hekiminizin önerisini değiştirmeyin, takviye eklemek isterseniz hekiminize danışın.
Klinik araştırmalar genellikle 4-12 hafta arası düzenli kullanımı değerlendirmiştir. Mevsimsel hassasiyetlerde, hassasiyetin yoğun olduğu döneme yaklaşırken başlanması yaygın bir yaklaşımdır. Süre seçimi için hekiminize danışmanız önerilir.
Quercetin genel olarak iyi tolere edilen bir bileşendir. Çok yüksek dozlarda baş ağrısı veya hafif gastrointestinal rahatsızlık bildirilmiştir. Önerilen dozlarda ve hekim takibinde kullanılması güvenlidir.
Bu formülasyon yetişkinler için tasarlanmıştır. 18 yaş altı çocuklarda kullanım öncesi mutlaka çocuk hekiminize danışın.
Hamilelik ve emzirme dönemlerinde her takviye edici gıdanın kullanımı için ayrı değerlendirme gerekir. Bu dönemlerde mutlaka takip eden hekiminize danışmanız önerilir.